İçimden Geldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İçimden Geldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2010 Pazartesi

GEZİ NOTLARI: KALKAN


Ne yolculukmuş bu 2 ay sürdü! Yolculuk dönüşü tatilin Ankara'da devam etmesi üzerine ramazanın gelmesi derken bizim bir haftalık tatil etti iki aylık yokluk... Üstelik ramazan ayı yemek bloglarının hareketlendiği bir süre olması bile bana etki etmedi :) Neyse geldik ya buna da şükür.. Üstelik ben arada boş durmadım reçeller yaptım, tarifler denedim üstelik gezileri fotoğrafladım ki bloguma ekleyebileyim. Bayramda da eşimin memleketi olan Gaziantep'e gittik onun fotoğrafları da yolda ama önce yaz tatilimin fotoğrafları var.

Bu sene Kaş-Kalkan taraflarındaydık. Oraları çok sevdik. Antalya'yı sevip de sıcağı ve kalabalığından bunaldıysanız size göre.. Farklı doğası ve turist yapısıyla çok kaliteli bir tatil yöresi. Orhan Veli diyor ya "Gemliğe doğru denizi göreceksin, şaşırma" işte siz de Kalkan yolunda tepeyi aşınca denizi göreceksiniz. Üstelik begonvillerle donanmış beyaz evler karşılayacak sizi.. Evlerle doldurularak harap edilmiş doğayı görüp içiniz acıyacak sonra. Sizden önce oraları keşfedip de çoktan havuzlu villalara sahip olmuş İngilizlerin sayısının çokluğuna şaşıracaksınız belki de. ama yine de çok seveceksiniz bence Kalkan'ı. Ben doyamadım ne Kaş'a ne Kalkan'a. Zaten hep böyle kasabaları sevmişimdir tatillerde büyük oteller yerine. Kaldığımız dört günde hep karar vermeye çalıştım Kaş mı güzel Kalkan mı diye, sanki tercih yapma zorunluluğum varmış gibi :) Zaten ikisinin arası yarım saat, istediğin zaman istediğin yerdesin.. Kalkan için kalacak yer ararken liman yerine Kalamar koyunu seçin derim, püfür püfür esiyor çok keyifli...
Kalkan 'dan başlayalım anlatmaya...

Kalkan' ın birbirinden güzel sokakları ve evleri....


Yamaçta yer aldığı için her yer yokuş, biraz yorucu olabiliyor ama her yerin manzarası güzel ve evler çok zevkli olduğu için yorgunluğunuzu unutuyorsunuz...


Duvardaki objelere bayıldım, o balkonda keyif yapılmaz mı!




Çarşısı ve renk renk bez fenerler...


Kalkan restaurant yönünden çok zengin bir yer.. Limandaki cafe ve restaurantlar çok kaliteli, çalışanları çok deneyimli, yemekler çok lezzetli ama bir o kadar da pahalı... Üstelik yemek saatinde rezervasyonsuz gittiğinizde yer bulamıyorsunuz... Her yer İngiliz!



Patlıcanı çok seven biri tarafından açılmış çok güzel bir yer Aubergine ...Özellikle et yemekleriyle çok ünlüymüş.. Ama biz balık yedik denizdeyiz diye :) Aklım et yemeklerinde kaldı....

Yemekten sonra masadan kalkın rahat koltuklarına geçin ve birşeyler için sokakta eğlenen insanları izleyerek ve müzik dinleyerek...

Sabah Kaş' a doğru yola çıkıyoruz.. Virajı dönerken müthiş bir deniz karşılıyor sizi... Tabi önce bu manzarayı görmek için yol kenarında park etmiş araçlar. Ünlü Kaputaş plajı.. Rengiyle ve dalgarının sesiyle çağırıyor sizi.. Dayanamayıp iniyorsunuz 200 e yakın merdivene adırmadan... Suyu çok güzel, serin ve çok temiz.. Mutlaka uğramanız gereken bir yer...



Yarın:Kaş

27 Temmuz 2010 Salı

Yolculuk Vakti

İsyan günlerin başlığı da resmi de çok sıktı değil mi artık. Farkedeli çok oldu ama elim gitmedi bir türlü birşeyler yapmaya, daha doğrusu o kadar yoğundum ki buraya adapte olamadım. Ama artık o yoğunluk azaldı, yapmam gerekenleri tamamlamış olmanın hafifliği var üzerimde.. Üstelik yıllık iznimi de almışım artık tatil zamanı.. Şöyle bir yolculuk yapalım atalım yılın yorgunluğunu üzerimizden. Sonra bomba gibi geleyim , sitemle eski güzel günlere dönelim :)
Herkese güzel günler...

11 Mart 2010 Perşembe

İsyan Günler....


Yine bir kaç tarif ekleyip kaçtığımın farkındayım. Ama inanın aşağıdaki salatadan pek bir farkı yoktu geçen sürenin. Ne çok tatlı geçti ne de tatsız... Salata tadında; sade ve sakin... Sanmayın ki salataları sevmem aksine çok severim. Ama arada şöyle tereyağlı bir iskender ya da sosu bol bir profitrol de olmalı insan hayatında. Karışık oldu biraz sanırım :) Yani anlayacağınız son 1 ay benim için hem sağlıklı beslenmeye ve yaşamaya çalışmakla hem de yeni hedefler koyup uygulamak için uğraşmakla geçti.. Son zamanlarda ne çok eğlenceli bir aktivite yaptığımı hatırlıyorum ne de Burger King'ten menü yediğimi :) Durgun bir dönemdi yani. Sayfayı açıp yazasım gelmedi hiç.. Mutfağa girip yeni tarifler denemek de. Kitap okuyayayım, uyuyayım, uzun yürüyüşlere çıkayım istedim. Kendi kendime kalayım. Ama olmuyor her zaman her istediğimiz. Beklentiler, yapmanız gerekenler engel oluyor. Bencil olmalı biraz insan, kendi için yaşamalı bazen de. Arkasına bakmadan çıkmalı, kim ne der diye düşünmemeli, bırak biri de kötü desin hakkında. Sen nasıl mutlu olacaksın, sen ne istiyorsun onu düşün. Bırak insanların ne istediğini, ne düşündüğünü.. Günler geçiyor, kış nasıl geçti anlamadın baharı da kaçırma.
Daha yapacakların var senin, yarın yaparım dediklerin birikiyor... Canın ne istiyor, seni ne mutlu edecek, ne hedeflerine götürecek bunları düşün ve yapmaya başla..

Aslında bunlar değildi yazacaklarım, tatlı tarifi verecektim, bahçedeki sebzelerimden bahsedecektim, son günlerde neler yaptığımı anlatacaktım. Bir daha ki yazıya artık, şu isyankarlığımı bir atayım üzerimden hemen geleceğim...

10 Ocak 2010 Pazar

Metabolizma Hızlandırıcı Çay

Yaklaşık on dakikadır yazmaya başlıyorum ama televizyondan gözümü alamadım bir türlü. Sanmayın ki bir program açık, tam tersi reklamlar oynuyor. Önce dans ederek uçan ineklere takıldı gözüm, sonra sakız reklamındaki falını okuyan köylü güzeline "bırak maçı kim kazanırsa kazansın sen hayatının golünü atmışsın" vayyy! Oh bee , eşim kanal değiştirdi neyseki de ben de kendime geldim :)) Bu arada ekrana o kadar boş bakmışım ki, parmaklarım havada ne yazacağımı düşünürken yandan bir ses duyuldu "yarına biter mi yazın?" diye :))

Bu günlerde bir siteye takıldım. Mevsimlerden Roma adlı sitenin yazarı Mehtap Hanım 4 ihtisaslı bir doktor. Sitesinde sağlıklı yaşam ve zayıflama ile ilgili bilgiler veriyor. Sadece bilgi vermekle kalmıyor sizi zayıflamak için inanılmaz derecede motive ediyor.Hatta geçtiğimiz yaz bir zayıflama sınıfı oluşturmuş arkadaşlar, Mehtap hanımın bilgileri ışığında.Çok güzel başarı öyküleri var . Bunlar dışındaki yazıları da çok akıcı ve keyifli.

Siteyi bir haftadır takip etmeme rağmen bir çok not aldım. Bunlardan biri de metabolizma hızlandırıcı çay. Bu çayı daha önceden de duymuştum ama yapmamıştım. Mehtap hanımdan da okuyunca bugün yaptım ve çok beğendim. Çay metabolizmayı hızlandırıyor ve kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Sadece kilo için düşünmeyin bu kış günlerinde çok faydalı ve öksürüğe de iyi geliyormuş. Ben de hemen içtim ve fotoğrafını da çektim sizin için. Buyrun yapılışı:
  • 1 büyük elma ve 1 limonu dörde bölün (ezerseniz daha iyi olur)
  • 1 tatlı kaşığı tane karabiber
  • 1 çubuk tarçın
  • 4-5 adet karanfil
Malzemelerin hepsini 3 litre suyun içinde su 1,5 litre kalana kadar kaynatın.
Öğünler sonrasında birer fincan için.
Ben yarın termos bardağa koyup işyerine götürücem ve içicem.

Herkese mutlu sağlıklı günler....



3 Aralık 2009 Perşembe

Yine ,Yeni, Yeniden!


Birşeylere yeniden başlamak her zaman heyecan verir. Ama bir o kadar da zordur. Bu yüzden bloguma dönmek bu kadar uzun zaman aldı. Acaba eskisi gibi devam edebilecek miyim, ziyaretçilerim yine olacak mı derken 1 seneyi hatta daha fazlasını geçirdim.
Aşağıda görüldüğü üzere en son, dostlar nişanlandım diye gelmiştim, sonra bir kayboldum ortadan tam kayboldum. Nişan telaşı bitmeden, üstüne hadi kış gelmeden evlenelim diye ayaklanınca, 3 ayda kendimi büyük bir koşturmacanın ortasında buldum. Çok güzel ve çok yorucu bir dönemdi. Ev aramak, eşya seçmek, gelinlik beğenmek, nerede evlenicez, kimler gelecek, davetiye vs. derken günler nasıl geçti anlamadım. Tabi o arada blogumu çook ihmal ettim. üstelik her an bir post ekleyeceğim ümidiyle, ara verdim diye bir haber bile vermedim.
Eh hadi evlendik, telaş bitti artık dönerim buralara diyordum ki, evin sorumluluğu, yeni hayata alışma, hayırlı olsun misafirleri, gezmeler tozmalar derkennn bu günlere geldik. Tabi bunlar bahane değil hiç bir zaman. Hiç mi zaman bulamadım, bulurdum. Üstelik blogumla ilgilenmem için beni hep teşvik eden eşim, küsmeye başlayan okuyucular ve blog arkadaşlarım varken. Ama bir şeye uzun bir ara verince geri dönüş zor oluyormuş. Ne yazacağımı bilemedim en başta.. Ama artık biliyorum, üstelik paylaşacak çok şeyim var! Hayatımda çok önemli bir yer kaplıyormuş burası... İyi ki buradayım...
Arkadaşlar ben geldim!! Herşey kaldığı yerden devam etsin.....

8 Nisan 2008 Salı

Menekşem Açtı!


Bugün bir tarifle değil geçen gün bahsettiğim menekşelerimin fotoğrafıyla geldim.. Siteme bahar gelsin, bannerımdaki çiçeklerime kardeş olsun istedim :)) Bu gördüğünüz açmış coşmuş ve açmak için hala tomurcuk üreten menekşem, kış aylarında kağıt saksının içinde, Oxxo mağazasının müşterilerine hediye ettiği iki küçük yapraktı. Eve getirdim bir sevinçle ama iki gün sonra solup gideceğinden emindim. Babam küçük bir saksıya dikti ve düzenli olarak suyunu verdi tabağından.. (bu arada ben olsam direk toprağına verirdim suyunu :)) Vermiş daha doğrusu :)) Benim haberim yok tabi çiçek benim çiçeğim diye geziniyorum ama ortalıkta :))


Sonuç olarak bizimki yapraklarını büyüttü, pıtır pıtır tomurcuklanmaya başladı:) Sonra bir sabah baktık ki iki tane açmış ve sonraki haftada sonuç işte fotoğraflarda görüyorsunuz.. Ee işte babam baktı büyüttü ama çiçek benim çiçeğim bananee :)) Ve bir çiçek bu kadar anlatılır mı? Anlatılır çünkü tıpkı pasta yapmak, mayalanmış hamurun kabarışını izlerken mutlu olmak gibi çiçeğin büyüdüğünü görmek de öyle bir mutlulukmuş .. Karar verdim, ileride çoğumuzun hayal kurduğu gibi ben de cafemi açarsam yanında da bir çiçek bahçesi kuracağım sanırım :)) Bu arada ben bir çiçeğin açışıyla bu kadar mutlu olduysam , bahçesinde büyüyen,
meyve veren ağaçlarını, açan çiçeklerini , köye yetecek kadar domates ve diğer sebzeleri yetiştiren Zerrin'i kıskanıyor muyum? Hiiiiçççç kıskanmıyorummmmm !!!!!! Kıskanmamaya da devam edicem :)) Allah herkese versin ne diyeyim :))
İşte böyle , bahar depresyonunda ve yorgunluğunda olduğum (nerdeyse çevremdeki herkes aynı şekilde) bu günlerde mutlu olduğum ve sizinle paylaşmak istediğim, küçük bir ayrıntıydı bu.. Darısı daha büyük mutluluklara inşallaaahh !!

Hikayeden çıkarılaracak sonuç :)) : Kimbilir menekşe gibi sabreder tutunursak hayallerimize bir gün gerçekleşir tüm dileklerimiz... Önemli olan suyu zamanında ve doğru yerden vermek :)))

19 Şubat 2008 Salı

Kardanadam :))


Pazar günü çok keyifli geçti.. Halbuki gece sıkıntıyla yatmıştım.. Ama sabah heryerin bembeyayaz olduğunu görünce sıkıntım hafifledi biraz. Sonra da kendi kendimi iyi yapmaya çalıştım olumlu düşünerek.. İyi de oldum sonra çok şükür.. Sonra hızımı alamadım balkona çıkıp kardanadam yaptım:)) Ama şimdi kızıyorum kendime neden çıkıp bahçede yapmadım diye :)) Yaşıtım yoktu belki de ondan, benimle kar topu oynayacak kimseyi bulamadım:))
Herneyse.. Babam ve ablamın üşürsün demelerine rağmen azimle yaptığım süslü kardanadamımı size sunuyorum :)) Tuzluk kapağından şapkası, fuları ,iki renk gözü ve salçadan ağzıyla gülümseyerek balkondan beni işe uğurluyor:)) Çocukluğuna dönmek böyle birşey heralde :)) Kesinlikle çok zevkli bir şey karla haşır neşir olmak, stres falan kalmıyor insanda! Ama bir dahakine bahçede çocuklarla oynayacağım :))

Not: Duruştaki ve bakıştaki anlamı farkettiniz mi :))

31 Aralık 2007 Pazartesi

26 Aralık 2007 Çarşamba

Börülce 1 Yaşında!


Geçen sene bugün başladım bu sevdaya... İlk tarifimi eklerken bu kadar güzel bir dünyaya gireceğimi, bu kadar içten, sağlam arkadaşlıklar kuracağımı tahmin bile etmiyordum.. Hala ilk tarifime gelen yorumu okuduğumdaki heyecanı yaşıyorum , yorumlar geldiğinde... Hepimize ait bir ev gibi bloglarımız, hayatımızı paylaşıyoruz, aramızda kilometreler yok sanki, bazen çevremizdeki insanlardan bile yakınız birbirimize.... Beni , sayfamı ziyaret eden, yorumlarınız ve dış dünyadaki arkadaşlığınızla da beni mutlu eden sizler iyi ki varsınız! Arkadaşlığınız benim için çok değerli..

Yemek yapma ve blog macerama destek veren, mutfakta yardımcı olan, güzel bannerlerı hazırlayan her bitmek bilmeyen dırdırımı dinleyen ,onlar kendini bilir kişilere sonsuz teşekkürler ! :))

Nice yıllara börülce!
Yaşasın yemek yemek!

19 Aralık 2007 Çarşamba

5 Kasım 2007 Pazartesi

İYİ Kİ DOĞDUM BEENN!



Bugün öğlene doğru doğmuşum ben ne mutlu:)) Doğan ben değil de başkası olsaydı güzel şeyler yazardım ama kendime ilk defa kutlama yazısı yazıyorum :) Olsun kutlayım ben yine de kendimi:)) Canım kendim iyi ki doğdun sen , iyi ki varsın, hep mutlu sevdiklerinle güzel yıllar geçirirsin inşallah!

Canımm annecim bugün seni yanımda daha çok hissediyorum, sen aramızda olmasan da... 27 sene önce bugün senin kollarındaydım, hayata gözlerimi senin yanında açtım, bugün artık daha önemli benim için.. İşte bu yüzden mutluyum... İyi ki senin kızınım!
Bir yerlerde bana sevgilerini ve dualarını gönderdiğini biliyorum, seni seviyorum...

Bugünümü unutmayan, kutlayan, güzel dileklerini yollayan herkese çok teşekkür ederiim, iyi ki varsınız!

Unutmadan: Balonlu börülce kıza dikkatinizi çekerim :))) Ablacım saolsun :)

11 Ekim 2007 Perşembe

Bugün Bayram...


Bugün bayram,erken kalkın çocuklar! Giyinelim en güzel giysilerimizi! ....
Bir gün öncesinden bu şarkıyı mırıldanıyor, içinizde tarifsiz bir sevinç, hiç bitmeyecek bir huzur buluyorsanız; bugün yaklaşırken nereye tatile gideceğinizin planını yapmak yerine sevdiklerinizi ağırlamak ve büyüklerinizi ziyaret planı yapıyorsanız ne mutlu size!
Çocuklarınız da "nerde o eski bayramlar" demek yerine, hep bu şarkıyı söleyecekler demektir. Ne mutlu size!
Hayat değişse de içinizdeki bu sevinç hiç bitmesin!

Sevdiklerinizle neşe dolu, bol tatlılı, bol kahkahalı mutlu bir bayram dileklerimle...

3 Ağustos 2007 Cuma

Kısa Bir Mola....



Sonunda dinlenmek üzere iznimi aldım ve dinlenmeye gidiyorum.. Biliyorum yoğunluktan dolayı burayı çok ihmal ettim bunu yazmasam gidip geldiğimi bile farketmeyecektiniz :)) Ama olsun güle güle git deyin, çabuk gel deyin , arkamdan su dökün :)) Haberiniz olsun, merak etmeyin... Geldiğimde her şey daha güzel olacak :))

11 Temmuz 2007 Çarşamba

Yoğurtlu Semizotu Salatası ve Olumlu Günler

Bu sıcaklarla başa çıkmanın yolu yok mu?? Sıcaktan yığılıp kalıyorum, sürekli yorgunluk ve uyku hali... Hani hava güzel kırlara bahçelere koşmak lazım, denize gidip yüzmek lazım.. Ama biz caanım Ankara' yı bekliyoruz... Olsun hayat güzel.. Kendimi deniz kıyısında hayal ediyorum; yüzüme rüzgar vuruyor, dalga sesleri kulağımda, elimde buz gibi meyve kokteyli.. Arkadan müzik sesi geliyor.. Ne güzeellll!! Evrene olumlu mesaj yollamak lazım dimi:)) En yakın zamanda olur belki ne dersiniz:))
Bu sıralar "
Secret" isimli kitabı okuyorum da .. Anlaşılmaması mümkün değil zaten.. Her yerde yazıyor, konuşuluyor.. İşe yarıyor mu peki kitap.. Beni daha olumlu bir insan yaptığı kesin.. En azından sinirli ve üzgün olduğum zaman, kötü şeyleri kendime çekmekten korkup hemen değiştiriyorum o ruh halimi.. Gözlerimi kapatıp gülüyorum:)) Bu olumlu olarak değiştiriyormuş insanı.. Evet kesinlikle! En azından o suratla ne kadar komik olduğunu düşünüp kendine gülmeye başlıyorsun:)) Okumanızı tavsiye ederim... Tabi uygulamanızı da.. Mesela ben en yakın zamanda dileklerime kavuşucam.. :))
Siz de olumlu, mutlu ve klimalı kalın inşallah!

Tarifsiz geçmeyelim.. Sıcak yaz günlerinde yok denecek kadar az kalorili serin bir salata hatırlatıyım size...



Yapılışı:Semizotunu saplarından ayıklayıp küçülttükten sonra iyice yıkayalım.. Yoğurdu çok az sulandıralım, çok az tuz ekleyelim.. (İstersek sarımsak ezip ekleyelim.) Semizotuyla yoğurdu karıştıralım.. Üzerine zeytinyağı gezdirip pul biberle süsleyip servis yapalım...
Afiyet olsun....

12 Nisan 2007 Perşembe

Sonunda Cevapladıımm!!!

İtiraf ediyorum kaçıyorum soruları cevaplamaktan..:) Şimdi yarın derken erteliyorum.... Oyun oynamaktan yemek yapamaz olduk zaten:)) Ben tarif eklemeye mırın kırın etmeye başlamışken oyunlar daha bi kaçırdı beni:) Ama bi yandan da acaba davet edildim mi kim çağırdı diye meraklanmaktan da geri kalmıyorum:)) Gülizcim, canım Zerrinim ve yamanım Ayşem davet ettiler beni 3x3 oyununa saolsunlar... Seviyorum hepinizi....
Yemeklerimi sobelenen sobelenmeyen diye ayırt etmeden ikram etmek istiyorum... Sobelenenler üstlerine alınmasın,sobelenmeyenler üstlerine alınıp soruları cevaplasın benim gibi kaytarmasın:))


İlk günlerimde yaptığım muffinleri buraya adapte olmamı sağlayan arkadaşlıklarını esirgemeyen zerrin, ayşem, halenze, büyülü esra,güliz,seda ve filiz ablama, sofra özlemine,

bu güzel anne poğaçalarını büyüklerim(yaş olarak değil:)) nihan ve melnile,

bol çikolatalı pastamı tatlı arkadaşlarım siberalla, pratikbayanlar ve çilekkokusuna armağan ediyorum.... herkese afiyet olsun...

1.1. Daha once yasadiginiz 3 sehir?
Sadece Ankara..
1.2. Tatil icin gittiginiz, gordugunuz ve onermek istediginiz 3 yer?
Antalya Kemer, Ordu, Ege sahilleri ve mutlaka Amasra (Ankara'da yaşayanlara haftasonu tatili için mükemmel bir fırsat)
1.3. Yasamak istediginiz (gormediginiz de olur) 3 sehir?
Küçük bir sahil kasabası :))
2.1. Su anda ki mesleginiz nedir?
İstatistikçi
2.2. Dunyaya yeniden gelseydiniz, hangi meslegi yapmak isterdiniz?
Bir cafe sahibi olmak isterdim..
2.3. "Kesinlikle ben yapamazdim" dediginiz meslek nedir?
Cerrah
3.1. Yasam felsefenizi olusturan sozlerden biri?
Asla, asla deme!
3.2. Bir kitapdan alinma, cok sevdiginiz bir cumle veya paragraf veya bolum?
Okuduğum kitapların etkisinde kalırım ama altını çizdiğim bir cümle hatırlamıyorum..
3.3. Cok sevdiginiz bir siirin bir parcasi?

Sevgilerde
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizdeaçan çicekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı
Behçet Necatigil

7 Nisan 2007 Cumartesi

Benim Kahramanlarım...

Köşe bucak saklandım ama yine yakalandım..Sanırım herkes anlamış beni sobelemiyordu, ta ki siberella sobeleyene kadar..(Daha Mügenin sobelemesi var ona katılamadım:(....)
Ben bu oyun işini seriyorum da biraz.. Neyse öle kaçamadım bu sefer olmadı..Herkes anlatacağını anlattı geç olsa da ben de bahsedeyim sevdiğim çizgi filmlerden.. Ama çocukluğumu sildim mi nedir çok zor hatırladım kahramanlarımın maceralarını…:)) Ama düşündükçe o günlerin güzelliğini tekrar yaşadım.. Cumartesi sabahları erkenden kalkıp yatarak televizyon izlemek ve o çizgi filmlerin o güzel müzikleri hiç aklımdan çıkmamış… En güzeli de vataşiva vataşivaaa kendiiiiii!!!şarkısıyla televizyon başına koştuğum şeker kız candy… Güzel saçları ve kocaman gözleriyle aşk böcüğüydü:))) daha o zamanlar aşk acısını tattık sevgilisi attan düşüp ölünce…


Sevimli köpeği rin tin tin, mantıklı atı düldül ve cool tavrıyla Red Kit..Kasabada daltonlara karşı asayişi sağlayıp da hiç bişey yapmamış gibi rahat bir tavırla ağzında otuyla güneşin batışına doğru gitmesine bi anlam veremezdim:))))


Ufacık, kafasında yarım yumurtayla kara bi civciv vardı bir de
calimero !!!! En sonunda “ama bu haksıklık öyle diil mi?" diyerek masum bir bakışı vardı ki gözümün önünden gitmez:)))) Çok severdim ama hep üzülürdüm nolcak bu hali diye….
Vee taş devri, modern yaşamın her türlü nimetlerinden faydalanırlardı o devirde:))) Arabalarına bayılırdım bi de aşağıda çalışan ayaklara…Fred çakmaktaşın vurdumduymaz tavırlarına tabi bi deeee yabadaba duuuu…..
Ve daha bir çok… hepsini severdim..heidi,casper, tom ve jerry, tweety ,jetgiller, he-man, celementine, yakari, varyemez amca….…..
Sanırım sobelenmeyen yoktur…Ama varsa isteyen herkesi ve
Müge ve melnil’ i sobeledim gitti…

15 Şubat 2007 Perşembe

Sevgililer İçin Pasta:)))


Şimdi diyeceksiniz hani yalnızları düşünüyordun diye...:)) Ben herkesi düşünüyorum :)) Ve çok güzel bir akşamdan kalan bu fotoğrafı sizinle paylaşmak istedim.. Yalnızları da düşünmek lazım dedim arkadaşlarımı hüzünlendirdim sanırım biraz:(( Ama gelen yorumlar çok güzeldi çok teşekkürler herkese..
Kahrolsun kırmızı kalpler dedik yine de kaptırdım ben de kendimi dün renkli dünyaya... Elimde kırmızı kalp, canlı müzikle güzel geçen akşamımız, mekanın hediyesi olarak gelen kalp pastayla daha da güzelleşti... Tarif veremiyorum malesef ama sizinle paylaşmak istedim... Umarım herkesin günü çok güzel geçmiştir...

4 Şubat 2007 Pazar

SOBEEE!!!

Önüm, arkam, sağım,solum, saklanmayan sobeee!!! İşte bu sözlerle ondan ne uçanın ne de kaçanın kurtulamadığı Misss Zerrin'cim sobelemiş beni:)) Mimlenmenin şokunu atlattık ki şimdi de sobelenme çıkmış... E arkadaşımız sobelemiş şimdi kaçmak olur mu:) O soruları cevaplamadan buralarda durulur mu:))
Market alışverişi yaparken yeni ürünleri alıp mutlaka denerim....
Marketlerde gezmeye bayılırım. Rengarenk, işe yarayan ,yaramayan herşeye bakmayı ,dokunmayı ,almak istemeyi, almayı, sonra onları eve getirip çocuk sevinciyle onlarla neler yapabileceğimi düşünüp planlamayı çok severim..Yeni ürün olması beni daha da heyecanladırır.. Hele ki çok işime yaradıysa aldığım, "iyi ki almışım" nidalarımı ev halkı iyice duyana kadar sürdürürüm:))
İnternetten gazete okumayı hiç sevmem...
İnternetten gazete okumak, gerçek:) gazete okumak kadar zevk vermese de severim..Çünkü işte olduğum zamanlarda internetten okuma şansım oluyor.. Ama artık gazete okumayı sevmiyorum.. Çünkü haberlerden sinirlerim bozuluyor...
Hiç sigara içmedim, tadını bilmem...
Hiç içmedim..Ama canım sıkkınken çevremdekilere özenip içmeyi merak ettim:)) Sigara gerçekten efkarı alıyor mu diye:) Denedim sayılır o da denemeyse,deneyemedim bile:) ama tadı bile yok kii....
Sevgi, saygı ve hoşgörü hayatımdan çıkarmayacağım kavramlardır. Ukalalıktan nefret ederim...
Bana saygı duymayan biri beni sevmesin bile diyebilirim... Saygı olduktan sonra sevgi anlamını buluyor... Hoşgörü ise hayatı yaşanabilir kılıyor..Üçü olmadan mutlu olamam..
Ukala insanları sevmem..Uzaklaşırım oldukları yerden.. Ama bildiğini savunuyorsa o zaten ukala değildir, dozunu ayarladıysa tabi..
Futbolu seviyorum...
Futbola bayılmam..Ama milli takımın ve tuttuğum takımın maçıysa severek izlerim..Sevdiğim için de sonuna kadar izlerim onunla birlikte..

Şimdi sobeleme sırası bendeeee....Sevgili adaşım
Ayşe’yi, canım Zehra Aydın’ı , buradaherşeyvar’ı sobeliyoruumm……Tabi müsadeleriyle:)

29 Ocak 2007 Pazartesi

Amanın Ben de Mimlenmişim!!!

Şu bloglar aleminde beni de mimleyen çıkmış J Daha doğrusu Ayşe sobeleyip kaçmışJ) Pek bi güzelmiş böle sobelenmek… Ayşe’ ye canım adaşıma teşekkür ediyorum güzel bi olaya beni de seçtiği için.. Ama insanın kendini anlatması çok zormuş.. Bugüne kadar mülakatlarda da en zorlandığım sorudur zaten..”Kendinizi birkaç cümleyle anlatır mısınız?” J Ne zordur bu soruyu o yoğun stres altında cevaplamak… Ben de dünden beri düşünüyorum.. J hatta araştırma yapayım dedim çevremde ama kimse yanaşmadıJ sanırım söyleyeceklerine alacakları tepkiden korktularJ)) En iyisi aklıma gelenleri bi çırpıda yazmakJ

Öncelikle çok güleryüzlüyümdür,gülmeyi çok severim.. Tabi suratımı asmadığım zamanlardaJ) Beni genelde gülerken görebilirsiniz.. Her zaman sevmesem de bu yönümü başka türlüsünü başaramam zaten..
Kimseyi kıramam, ama gün içinde yanlışlıkla birini kırdığımı düşündüysem içime dert olur sabahı zor ederim.
Alınganlık vardır bende biraz:) Kırılırım üzülürüm ama hiç küs kalamam..
Bi de pek bi kıskancımdır:) Annemi, babamı, ablalarımı,sevgilimi, arkadaşlarımı,yiğenlerimi…..Sahip olduğum olabileceğim herşeyi:) Ama kimseyi üzmeden yaparım bunu herkes çok sevildiğini hisseder daha da mutlu olur.. Bu da işin formülü:)
Ailenin en küçük çocuğuyum.. Bundan dolayı şımarık olduğumu iddia edenlere şiddetle karşı çıkarım… Eskiden kabul ederdim ama son bir yıldır büyüdüm..Mecburen..
Bi de surat asarım gülmediğim zamanlarda… Ya istediğim bişey olmamıştır ya da sevdiklerim az ilgi göstermiştir..
Sevdim mi tam severim sildim mi bir kalem de! :)
Çok ağlarım… Herşeye.. Yolda gördüğüm bi çocuğa, okudum habere, filmlerde kavuşan aşıklara, dizilerde parçalanan ailelere, duyduğum güzel bi söze, yanımda ağlayan birine, yiğenimin okuma bayramında sahneye çıkışına ya da üniversiteyi kazanmasına...
Bi de çok sinirlenirsiem kükrerim,sinirim geçene kadar suspus otururum..
Çok çalışırım.. Bir şeyi çok istersem başarırım hele de söz verdiysem.. Mutlaka yaparım…
Sevdiğim bir şeye çok bağlanırım…Sevdiğim insanlar ,aile ,sevgili,dost, kazağım, çantam, kalemim.. Hiçbirini kaybetmeye dayanamam, kaybedersem yerine başka bişey koyamam..
Değişikliklere kolay alışamam... Şaşar kalırım..
Televizyon izlemeyi severim..Canım sıkkınken film ya da haber yerine ya magazin programı açarım ya da belgesel… Ama izlemem boşboş bakarım..
Kitap okumayı çok severim sürekli okumak isterim ama vakit yaratamam sonra da kendime kızarım bahane buluyorum diye..
Bi de gezmeye bayılırım… Arkadaş sohbetleri, hele bir de alışveriş olursa hiç kaçmaz…
İnatçıyım söylenenin tersini yaparım benim için doğru bile olsa:)
Bi de çok konuşurum…Çookk… Anlatmayı çok severim bişey saklayamam…

İşte ne anlatıcam derken zor durdurdum kendimi yine:)
İşte ben böyleyim.. Biraz ben, biraz sen, biraz onlar…
Eğer şimdiye kadar mimlenmedilerse işte mimlediklerim:) Sevgili
gülenev ve çilekkokusu ....Tabi kabul ederlerse...

10 Ocak 2007 Çarşamba

Güveçte Kestane Keyfi

Kış deyince heralde hepimizin aklına ilk gelenlerdendir kestane.. Ama sobaların yerini kalorifer ve doğalgaz alalı bu keyfe hasret kalır olduk..Eskisi gibi kestaneler sobanın üzerinde çıtırdamasa da, kestane keyfini tavada ya da fırında yaparak çıkartmaya çalışıyoruz..

Dün akşam çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Filiz ve Vedat'ın evindeydik.. Yine planlamadan aniden yola çıkmanın faydasını gördük. Eğlenceli sohbetlerle,güzel yiyeceklerle,sıcacık bir çayla ve sohbetlerimizin olmazsa olmazı Türk kahvesiyle bitmesini istemediğimiz bi akşam geçirdik. Vedat ısrarla ben yaptım dese de:)) Filiz'in bize güveçte pişirdiği kestaneler gecenin süpriziydi...Tabi gecenin sonunda yere devrilen kestane kabuklarını saymazsak:))

İlk defa güveçte pişen kestane yemiştik,gerçekten çok güzel pişmişti ve çok lezzetliydi.. Arkadaşlar bu güzel akşam için teşekkürler.. Umarım hep böle çok mutlu olursunuz..

Dün akşam yanımızda olamayan arkadaşlarımızla da birlikte en kısa zamanda tekrarlarız umarız bu günü..İşlerimizden ve bitmeyen koşuşturmalardan vakit bulabilirsek tabi:( İnsana yaşadığını hissettiren bu güzel günler eksik olmasın hayatımızda..



Malzemeler:

1 kilo kestane

Güveç tenceresi

Sıcak dostlar

Eğlenceli bir adet sevgili:)

Sıcak çay

Yıkanıp çizilen kestaneler güveçte kısık ateşte,sohbetten kopabildiğiniz zamanlarda ara sıra karıştırılırak pişirilir:) Güzel sohbet ve sıcak çay eşliğinde afiyetle yenir..

Hiçbirinizin dostsuz ve sevgisiz kalmaması dileğiyle..

Related Posts with Thumbnails